Türk Kadının Kıyafeti Ferace

Ferace denildiği zaman akla ilk olarak eski Türk kadınının kıyafetlerinden olduğu gelmektedir. Bayanların iç kıyafetlerinin üzerine giydikleri, bol, kolları ve kol ağızları çok geniş olan, etek topuklarına kadar inen bir kıyafettir. Önceleri yaşmak adı verilen bir örtü ile beraber kullanılırdı.

Genelde atlas, tafta, çuha ve ipekli kumaşlardan imal edilirlerdi. Ancak zamanla biçimleri değişime uğramaya başlamış ve 20. Yüzyıl öncesi çarşafın yayılmaya başlaması sonucu kullanımları neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Kullanıldığı zamanlarda en çok düz ve sade olanlarının tercih edildiği bilinmektedir.

Ayrıca yakaları ve cepleri görünümü güzelleştirme bakımından işlemeli olanları da mevcuttur. Yerine göre koyu renkli, arka tarafı uzun, bol veya dar bedenli olanları da giyilirdi. Gençlerin genelde kırmızı renkli olanlarını giydikleri de bilinmektedir.

Günümüzde ise kadınların mantonun benzeri olması, ancak mantonun aksine geniş yakalı olmayışı ve daha uzun olması hasebiyle kullanıldığı görülmektedir. Giyildiği zaman kadınların boyun kısmını tam olarak kapatmadığı için yaşmak, yazma veya eşarp tarzı örtüler ile boyun kısmı kapatılarak kullanılmaktadır.

Ayrıca ayakkabı, çanta veya şemsiye gibi aksesuarların rengi ile uyumlu olmaları da eskiden olduğu gibi günümüzde de kadınlar tarafından dikkat edilen noktalardandır.  Ayrıca Osmanlı Devleti döneminde ilmiye sınıfında bulunan kişilerin resmi günlerde giydikleri sırma işlemeli elbiselere de ferace ismi verildiği bilinmektedir.

Çuhadan yapılan bu elbiselerin kolları oldukça bol olduğu ve Osmanlı Devletinin sonuna kadar kullanımları devam etmiştir. Tanzimat döneminden önce Osmanlı Sarayının üst makamlarında da ferace giyilirdi ve bazılarının iç tarafları kürk ile kaplı olurdu. Günümüzde de halen giyilmeye devam ediyor ise de eskisi kadar kullanıldıkları söylenemez.

Genel olarak gürünşah, ve Türk Kadını “Engürü (Ankara) sofu” denilen Türk Dokumalarından yapıldıkları söyleniyor ise de çuha, atlas, tafta, lahur, kişmir, yünlü ve ipekli kumaşlardan da yapıldıkları bilinmektedir. Sonraları Avrupa fabrikaları bu kumaşları taklit ederek piyasaya sürmüş iseler de Türk Kumaşları kadar kaliteli olamamışlardır.

Çünkü Türk kumaşları Avrupalıların ürettiği kumaşlara kıyasla kolay kolay eskimez ve neredeyse hiç solmazlardı. Hatta bazı müzelerde Osmanlı döneminden kalma ancak sanki günümüzde üretilmişçesine yeni duran elbiselerin olduğu da görülmektedir.

 

Bir önceki yazımız olan Nuxe Güneş Koruyucu Yüz ve Vücut Sütü SPF20 başlıklı makalemizde Nuxe Güneş Koruyucu hakkında bilgiler verilmektedir.

Tags:

Leave a Reply